Kültür Merkezi Hacı Başkan (Aysu) döneminde yapıldı. Hacı Başkanla sohbetlerimizde, bana “Kültür Merkezi yaptım diye beni çok eleştirdin” dedi. Oysa Kültür Merkezi yapıldığında en çok destek veren bendim. Hatta 2 hafta arka arkaya destekleyen yazı yazdım.
Bizzat Hacı Başkan’ın yüzüne de söyledim. Benim itirazım Kültür Merkezi yapılmasına değildi. Baştan savma ve alel acele yapılan derme çatma oluşunaydı.
Ben sonuna kadar iddiamın arkasındayım. Bir Belediye 10 senede bir Kültür Merkezi yapmaz. Bir Kültür Merkezi binası yaparsınız en kötü 50 seneye hükmeder ve bir daha arkanıza bakmazsınız. Şimdi yapılana gidin bir bakın, yapılalı daha 10 sene olmadan dökülüyor. Kartlaşmış bir film artisti gibi olmuş. Estetikle bile kurtarmıyor. Ne kadar tadilat yaparsanız yapın, ne kadar toparlamaya çalışırsanız çalışın, o yapı bir 10 seneyi daha çıkarmaz.
Ben gerekirse çok katlı ama taş gibi bir bina hayali kurmuştum oysa. Her katında ayrı ayrı kongre merkezi, tiyatrosu, sergi salonu, sineması, adı üstünde “kültür” adına ne varsa olan bir yer. Ama bazılarının dediği gibi koskoca bir hangar gibi inşa edildi ve olmayacak malzeme ile gecekondu gibi yapıldı. Sonuçta ısıtmasız, soğutmasız, tuttuğunuz yer elinizde kalan bir viraneye dönmek üzere.
İkinci itirazım da içini gerçekten kültür adına bir şeylerle doldurulmasıydı. Şimdi soruyorum; adına yakışır şekilde kaç kültür faaliyeti yapıldı? Tiyatrosu, etkinliği, gösterisi iki elin parmaklarını geçmez yapıldı yapılalı.
“Gidin Devlet Tiyatroları ile anlaşın. Fazla bir fiyat istemezler, zaten devlet kuruluşudur, hiç olmazsa ayda bir tiyatro yapılsın” dedim. “Bir sinema sistemi kurun, illa yeni vizyona düşen filmler olması gerekmez, varsın geçen senenin filmleri olsun, ama insanlara sinema havası yaşatın, çocuk filmleri getirin, patlamış mısır, ucuzundan gazoz satın, ama bu gariban ilçe evlatlarının sinema özlemini dindirin” dedim. Sinek vızıltısı gibi geldi.
Arada bir tiyatro falan geldi ama, “alışkın olmayan don, abdest tutmaz hesabı”, vatandaş “ufo gören köylü” gibi uzaktan ve ürkek baktı. Bu işler zamanla olur. Birkaç seans sonra dolar taşar, millet alışır, afişlerden takip eder, ailecek gelir, cümbür cemaat oturur, kültür kültür, kültürlenirdi. “Aşıklardan, yerel ozanlardan, yeni yetme sanatçılardan, henüz parlamamış, ama kulağa hoş gelen ezgiler tıngırdatan sanat evlatlarını bulun, haftada, olmadı ayda bir mini konserler verdirin, silin şu insanların kulaklarının pasını” dedik. Bir kulaktan girdi, diğerinden çıktı. “Festival Yapıyoruz ya” ayağına o işte olmadı. Söyledik yazdık, kendimiz okuduk, kendimiz dinledik.
Ee.. şimdi ne oldu? Herkesin temcit pilavı gibi söylediği; “Haymana da sosyal ve kültürel hayat yok” lafı, sıcak yenmiş bulgur pilavı gibi oturdu midelere. Haksız mı vatandaş? Yok işte. Yapılmadı, becerilemedi, yapılamadı. Ne memuru memnun hayatından, ne banyocusu, ne de öğrencisi. Her biri “hafta sonu gelse de Haymana’dan kaçsak” telaşesinde. Ne yapsınlar yani. Kahvede açmalı batak oynayarak mı kültürleşip, sosyalleşsinler? Haymana’nın evladı hayatından memnun olabilir, ama dışarıdan gelenin gönlünü hoş etmek gerek. Onlar içinde dünyalar kurup, sakalına göre tarak çalmak lazım.
Ondan sonra dizimizi dövüyoruz; “Haymana’ya gelen durmuyor, gelir gelmez tayin istiyorlar” diye. Eskidenmiş o, mıh gibi çakılıp kalmalar. Şimdi insanlar burada eğleşsin istiyorsan, hatta dışarıdan Haymana’ya insanlar gelsin, hamama girdikten sonra teri kuruyana kadar dahi olsa kalsın istiyorsan, bir caziplik, bir muziplik yapmak lazım. Yoksa; yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.
Bak Polatlı’ya, Türkiye’de gösterime giren bir film anında oradaki sinemada. Adamlar şimdi balon uçuruyorlar. Millet sıraya giriyor balona binmek için. Bizde hala aynı kafa yerinde sayıyor; “Aman belediye başkanımız iktidar partisinden olsun” diye. İki dönemdir oldu. Oldu da ne oldu? Polatlı balon uçursun, bizim esnaf ta sinek avlasın, vatandaşta dedikodu uçursun. Başka yapacak bir şey yok. Kültürden adına bir tek “Kültür Mantarı” yiyoruz. Onu da elalemden alarak. Aman biz yetiştirmeyelim, nazar mazar değer, para falan kazanırız mazallah. SAYGILARIMLA
HAFTANIN SÖZÜ: Eğer birileri oturduğu yerden kalkmaya direniyorlarsa, kesin altına pislemişlerdir. (Hindistan atasözü)
HAFTANIN HABERİ: Aylardır işsiz olan M.A(22) iş bulmak için gittiği yerde karşısına çıkan Suriyeli patronun ve “yabancıyı işe almıyoruz” lafı üzerine şoka girdi...