“Topraklarımızı kaybediyoruz’’ TEMA vakfının erozyon uyarısı değil bu.
Ne dedi festivalde TOBB Başkanı Rifat HİSARCIKLIOĞLU; “Gelecek tarım’da, daha doğrusu gelecek toprakta’’ dedi.
Eeee…. biz neler yapıyoruz? SATIYORUZ. Hem memleketi, hem geleceği.
80 yıllık Cumhuriyet tarihinde yabancılara satılan, kiralanan ve hibe edilen topraklar Türkiye yüzölçümünün yüzde 17’si kadar. Ve son 10 yılda geçmiş yıllara oranla yüzde 80’ ler oranında daha fazla satılmış.
Yabancılara toprak edinme hakkı 2,5 hektardan 30 hektara, sonra da iki katına çıkarıldı. Ve ülkeler arası “karşılıklılık’’ şartı da kalktı. Satın alanın ülke vatandaşı olmasına da gerek yok. Kim alırsa alsın, yeter ki para gelsin.
İsrail; satın ala ala Ortadoğu’da koskocaman bir devlet kurdu. Paranın güzel yüzüne abayı yakan Arap’lar “Çık topraklarımdan Amerika’dan oğlum gelip oturacak’’ dese de hava da kaldı. Taşa sopaya sarıldılar ama, bir defa yorgan gitmişti. Kavga etsen ne olacak. Taa uzaklardan biz “Kahrolsun İsrail’’ falan dedik ama, kâr etmedi. “Güle güle oturun’’a gittik zaman zaman, üst düzey devlet adamı nezaretinde.
Hatta “bunu saymayız bize de bekleriz’’ deyince, adamlar kırmadı bizi ve satılan topraklarımızın çoğunu onlar aldı. Hem de hiç yer ayırt etmediler. “Başımızı sokacağımız bir toprak olsun yeter’’ dediler. Güneydoğudan mayınlı arazi’ye talip oldular.. “Temizleyelim siz oturun’’ dediler.
Konya ovasından binlerce dönüm aldılar. “Siz tarım yapmayı beceremezsiniz, biz size öğretelim, yetiştirelim beraber yiyelim’’ dediler. Biz de “yedik’’. Zaten gıda tohumlarını hep onlardan alıyoruz ya; “bari gözümüzün önünde yetiştirsinler patlıcanı, hıyarı’’ dedik. “Bizde onlara turşu kurmasını öğretir ödeşiriz’’ dedik. Zaman zaman “kahrolsun İsrail’’ sloganları attık, yalan değil. Adamlar memleketin göbeğine yerleşti ve hiçbirisi de kahrolmadı, ilginç…
Yetmedi hep çalışacak değiller ya; arada tatilde yapacaklar o nedenle Ege ve Akdeniz sahil şeridinden en güzel yerleri de kaptılar. “Kahrolsun Siyonizm’’ naraları ile gidip, sırtlarına güneş yağı sürüp döndük.
Arada “Van münit’’ oldu, “Mavi Marmara’’ falan oldu, ama 3 sene sonra özür dilediler; kucaklaştık, barıştık. “Karadeniz taraflarına da bakın’’ dedik, “hamsi falan güzel’’ olur. Kırmadılar bizi “bir arkadaşa bakıp çıkacağız’’ diyerek Trabzon ve Rize’den yer baktılar. Hatta 2009 yılında KTÜ’yü ziyaret eden İsrail büyükelçisi “Ben doğuştan Trabzonsporluyum zaten’’ dedi.
Bankalarımızın çoğunu satın alan İsrail sermayesi ve Yahudi lobisi; Devlet bankalarının vermediği, toprağa krediyi onlar verdi.. “Ödemeseniz de olur, topraklarınızı iyi fiyata alırız’’ dediler. Çok sevindik “Size baba diyebilirmiyim’’ diye, sarılmadığımız kaldı. Birçoğuna el koydu hatta. Kıraç, verimsiz demediler 2 katı, 3 katı değer biçip aldılar. Sevindirik olduk.
Geçen gün Boyalık Köyünde İsraillilerin tarla pazarlığı yaptığını öğrendim. Hikaye hep aynı. Özel bankadan alınan ve ödenmeyen kredi, akabinde bankanın el koyması, kendi vatandaşlarına devretmesi. Bunun yanında değerinin fazlasına, yanından yöresinden başka tarlaların alınması. “NETANYAHU gibi komşum olsun, 50 milyar SHEKEL (İsrail para birimi) borcum olsun’’ dedik. Satıyoruz, daha da satacağız bu gidişle.
Bazen “Vatan toprağı satılamaz, satılmamalı’’ dediğinizde, ya ulusalcı, ya da koskoca puntolarla isminizin yanına ''FAŞİST'' damgası yiyorsunuz. Ama atı alan Üsküdar’ı geçmiş, atı kesmiş, sucuğunu piyasaya sürmüş bile.
Sayın HİSARCIKLIOĞLU; çok önemli bir konuya parmak basmış, ancak biraz geç kalmış. Gelecek toprakta, ama bu gidişle, değil bizi besleyecek toprak, ölünce gömülecek toprak kalmayacak memlekette. Cesedimizi yakıp, külünü de savurmak yine başkalarına düşecek gibi.
Büyük Ozan Aşık VEYSEL; “Benim sadık yarim kara topraktır’’ demiş demesine ama, toprak politikamız sayesinde bizim sadık yarimiz toprak, artık başkalarının malı “Vesikalı yârim’’ olmak üzere...
SAYGILARIMLA.