Haymana tarihi sırf Osmanlı ve Kurtuluş Savaşı tarihinden ibaret değil. Onlarca medeniyetin çıkış yeri, geçiş noktası ve barınma sahası olmuş. Tarihi, Osmanlı ve Kurtuluş Savaşı ile sınırlandırmak bu ilçeye ihanettir.
İki haftadır gazetemizde mağaralar ile ilgili haber yapıyoruz. Dikkatleri çektiği, gündeme geldiği kanaatindeyim. Amacımızda buydu zaten.
İlçemizde tarihsel olarak bir tık geriye gittiğinizde Selçuklulara rastlarsınız. Biraz daha gerilere gittiğinizde Moğollar ve Bizans’a çıkar yollar. Roma ve daha eski Frigyalılar’a kadar uzanır.
Şehir içinde har vurup harman savurduğumuz tarih, gezdiğimiz mağaralarda şak diye karşımıza çıkıyor. Zamana direnmiş, tarihe saygı duymamış vandallara, yan gelip yatıp, iki kazma sallayarak zengin olacaklarına inanan, define avcılarına inat dimdik ayaktalar. “Gelin bizi görün, keşfedin, gelecek kuşaklara anlatın, aktarın” demek istiyorlar.
Şimdi tüm Türkiye’de olduğu gibi, ilçemizde de sadece İslam tarihi ön planda tutuluyor, ondan öncesi görülmek, duyulmak, hatırlanmak dahi istenmiyor. Ama tarih “kör gözüm parmağına” dercesine, her karışta karşımıza dikiliyor. İnsanlar geçmişi unutmamalı. Hangi din, hangi mezhep ya da yaşayış olursa olsun, geçmiş bizimdir. Geleceğe ayna tutmak içinse olmazsa olmazımızdır.
Sümüklü bebeliğimizden itibaren Cimcime Sultan Efsanesi anlatılmıştır hep. İşte Cimcime Sultanda yaralar çıkmışta, sıcak suyu bulmuşta, su ile yıkanınca yaralar iyi olmuşta, sonra “ben ölürsem buraya gömün, üstüme türbe yapın” demişte… Cimcime Sultan hangi tarihte, hangi medeniyete ve millete ait olduğuna dair en ufak bir bilgi yok. Kurgularla bezenmiş, kulaktan dolma bilgilerle soslanmış, ara ara yeni salvolarla harmanlanmış hayal ürünü gibi bir şey Cimcime Sultan. Somut tek kaynak yok.
Bizim sıcak suyumuzun tarihi çok eskilere, Romalılardan bile daha eskilere Friglere dayanır. Cimcime Sultan ise hem tarih olarak, hem yaşayış olarak tam bir muamma.
Oysa Friglerde “Kral Kızı” efsanesi tam da Cimcime Sultan ile örtüşür. Yıl, üç aşağı beş yukarı, olmadı tarih aralığı da bellidir. Ama biz Frigleri sallamadığımızdan, İslamla örtüşmediğinden hep görmezden gelmiş, bir anlamda yok saymışız. Friglerin “Kral Kızı” efsanesini de allayıp, pullayıp hikayeleştirip, biraz da İslamlaştırarak Cimcime Sultan diye sürmüşüz piyasaya. Bir hacca yollayıp, eline tespih tutturmadığımız kalmış, tarihte yeri olmayan Cimcime Sultan’ı. Şimdi kimin yattığı bile bilinmeyen bir mezara türbe inşa edip, dualar okuyoruz. Hatta eskiden bir ağaç vardı, çaput bile bağlanırdı.(Ağaca çaput bağlamak bir Şamanist geleneğidir) Orada olup olmadığı tartışmalı, olası bir mübareğe, İslamda yeri olmayan ritüeller kondurmuşuz.
Tarihle yüzleşmek, gerekirse ondan özür dilemek zorundayız. Hangi din veya mezhep, belkide ilkel veya pagan dinlerde olsa, bizim geçmişimiz, tarihimizdir. Haymana’nın tarihi aslı, seceresidir tüm bu zaman içinde gelmiş geçmiş, medeniyetler, toplumlar ve yaşayışlar.
Memleketi çok seviyorsanız, ağalar, paşalar, başkanlar, müdürler ve de sayın kıymetli yetkililer. Arayın, araştırın bulun ve gün yüzüne çıkarın taa..en geçmişten bugüne Haymana tarihini. Çıkarın ve hep beraber ekmek yiyelim. Hemen her köyde bir mağara, kalıntı, harabe var. Dünyadaki kısa donla gezen turistleri belki beğenmeyiz, ama onlar bu yerlerin hastaları. İki tabela as, üç ampul sallandır, dört rötüş yap, vallaha kapıdan kovsanız, bacadan girer, fotoğraf, reklam manyağı yaparlar buraları.
“Haymana’ya kimse gelmiyor, gelse de otellerden dışarı çıkmıyor, çıksa da faydası olmuyor..”diye salya sümük ağlamak en kolayı. Elde şeker var, un var, yağ var, ama helva yapacak takat, basiret ve ileri görüş yok. Varsa yoksa armut piş, ağzıma düş. Elalem aya, biz yine yaya..ver mehteri verrr…
HAFTANIN SÖZÜ: Her tespih sallayan psikopat olsaydı, imamlar mafya olurdu.
HAFTANIN HABERİ: Ramazan ayı yaklaşırken, sakız isyan etti; “Lan orucu bozuyormuyum, bozmuyormuyum, birisi artık nokta koysun”
SAYGILARIMLA