
Sevgili Y.çiftci; Toplumumuzun kanayan yarasına değinmişsiniz.Toplumumuzun kendi parasıyla kendisinin sömürüldüğü bir uygulamayı dile getirmişsiniz. Elbetteki sosyal devlet anlayışı sosyal durumu bozuk vatandaşlarının ihtiyaçlarını gidermekle yükümlüdür. Hatta bir vatandaşının doğumundan ölümüne dek Devlet sorumludur. Ancak bu iş artık amacından çıkmış yerelden genele kadar oy avcılığına dönüştürülmüş. Makalenizde ifade ettiğiniz gibi alanda verende de işi siyasi rantçılığa dönüştürmüş.Bu yardımların neye göre dağıtıldıkları meçhul bürünmüş.Bulunduğum yerde bu organizasyonu takip ettiğim kadarıyla gördüğüm uygulama gerçekten şaşırtıcı. çünkü bu yardımları alanların 70 i ihtiyaç sahibi olmayan asalaklardır. Bu asalaklarÄ
BENİ GüLDüRDüNüZ REİSİM,ALLAH TA SİZİ GüLDüRSüN,HALEN KLAVYE GüLMEKTEN OYNUYOR İNANIN:Yav devlet kapıya kadar getiriyor da içeriye kim çekecek bunu düşünmüyor. Böyle hizmet mi olur? Valla haklılar, devlet kış gelmeden sobalarını bir güzel çırpsın, ardından kış temizliğini yapsın, kömürlerini getirsin, bir güzel poşetletsin, kömürlüğüne koysun, yakması mağdur ve de ihtiyaç sahibi vatandaşa ait olsun. Kömürü kapının önüne at git. Böyle hizmet mi olur, Allah aşkına.
Şimdi de kömür dağıtımı Türkiye genelinde aynen devam etmektedir ama seçim rüşvetine artık buzdolabı, çamaşır makinesi gibi eşyalar da eklenmiştir. AKP iktidarı seçim rüşvetlerini "sosyal devlet anlayışını çalıştırıyoruz" cümleleri ile örtbas etmeye çalışmaktadır. Kömür karası siyaset uzmanı AKP iktidarı, suyu, yolu , okulu olmayan evlere çamaşır makinesi dağıttıracak kadar kompleks bir anlayışı uygulamaktadır. Eğer gerçekten samimi bir şekilde "sosyal devlet" uygulayıcıları olsalar idi, o evlerin öncelikli problemi olan susuzluğu , yolsuzlugu , issizligi , yoksullugu hallederler ve bu yardımları seçimler kapıya dayanınca yapmazlardı. 22 Temmuz seçimlerinden önce de yaz sıcağında kömür dağıtımını büyük bir telaşla yapmışlar ve sonra ekranlara çıkıp "hal
Tembel halka kömür veren hükümet ne yapsın? Alan memnun satan memnun.Onlar asalaklar gibi yan yatıp, hazır gelsin lop lop yiyelim diyorlar. Beriki de onların balık tutmalarına gerek yok, ben balık veririm ve bana mihnet duygusu ile yaklaşırlar; beni sever ve öperler diye düşünüyorlar. Her iki düşünce de sakat ve çağ dışı. öğrenmek isteyenlere de balık tutmasını öğretmek istemiyorlar. çünkü her iki taraf için de, böyle daha kolay ve ucuz bir ticarettir.