Yaşlı olanlar, “bir ayağım çukurda artık’’ diyenler, koyunlarına kat kat mendille “kefen parası’’ saranların bir derdi daha var artık. Ölünce “Kıymalı pide’’ parası.
Nereden, nasıl bir illegalite ile sızıverdiyse tüm örfümüz adetimiz; “yemek içmek’’ oldu. Lokumdu, gülsuyuydu, kefendi, pamuktu derken cenaze levazımatına bir de “kıymalı pide’’ peydah oldu. Hatta hepsinden itibarlı olup, sağrıcına “ayran’’ı da alıp ‘’Başköşeye’’ kuruldu.
Eskiden cenazenin kalabalık oluşu, ne kadar ağlayanı olup olmadığı, kendini paralayanı, ölen için itibar iken, şimdi “kıymalı pidenin’’ yumuşaklığı, bolluğu, ayranla kankalığı, mevtanın şanına şan katıyor. Merhumun ruhu havalanmadan, pide kokuları karışıyor havaya. Maksat cenazeye zuhur edenin gönlü hoş olsun, kabir azabını mevta düşünsün gayrı. Oysa, eskiden cenaze evine yemek giderken, şimdi cenaze evi; gelen gideni ağırlıyor. Şemsiye ters döndü, mevta mezarında nasıl ters dönmesin.
Bir de iktidar’ın rüzgarından mıdır nedir? Her yerde Kutlu Doğum ya da bu minvalde kutlamaların enflasyonu yaşanmaya başlandı. Kutlanacak elbette, dini bütünlük açısından. Ancak bu bir “etli pilav’’ şölenine, şova, reklama dönüşüvermesi, yedirme içirme rekabetine dönüşmesi de ne oluyor? Günün anlam ve önemi ikinci planda kalıyor.
Daha yolda başlanıyor; etin iyi pişmeme ihtimali, pilavın “tane tane’’ olup olmama sorgusu. Bir önceki gidilen köyün yemekleri ile kıyaslamalar. Dönüş yolunda zaten yemeğin tüm “kadavrası’’ yatırılıyor masaya. Herkes birer etli pilav GURME’si kesiliyor. Bu gibi zamanlarda ceplerinde kürdanla gezenler daha bir çoğalıyor, sürpriz bir mide ziyafeti çıkabilme olasılığına karşı. İşin dini boyutuna gelince “yedik içtik, elhamdülilllah’’
Uhrevi havanın tereyağı kokusuna karıştığı, hatta tereyağının daha baskın çıktığı “yeme içme’’ şöleni işte. Dini duygulara, günün anlam önemine vurulan törpü’yü kaç kişi umursuyor ki?
Çalış Köyü’nde “Şükür Dua’’sın da, kalaylı kaptan yemek yiyerek, ishal olanların, içlerinden geçenin, ne kadarı şükür, ne kadarı kaplardan daha “kalay’’lı bir sokurdanma olduğunu Allah bilir. Bunların yanında arabalara zulalanan et, ayran, hatta yufkaların hesabını tutmak ise bambaşka “ruhi bunalım’’ vesilesi. Tüm bunların yanında, en temiz ve iyi niyeti ile orada olanların haklarını yememek lazım. Onlar zaten işin hem fikriyatının, hem zikriyatı’nın farkındalar. Asıl olan da onların dua’ları zaten. Geriye kalanların, birer mide doldurmaktan öte gidememeleri, bambaşka bir fıtratın ödev konusu.
Cümle beşeriyatın ve mevtaların ruhlarının sevabına nail olup bol hayır dua almak ise maksat; Harcanan binlerce TL ile;
Yoksul ve imkanı olmayan onlarca genç evlendirilip, yuva kurulabilir. Gariban onlarca pırıl pırıl öğrenci, okutulup vatana millete hayırlı evlat yetiştirilebilir. Çöplüklerden ekmek toplayan birçok yuvaya, günlerce yetecek erzak verilebilir. Çocuklarına; sıcak çorba, bir lokma et yediremeyen onlarca ana-baba’nın mahcubiyeti giderilebilir. Kışın sokaklardan yakmak için karton toplayan, ayazlarda “Kibritçi Kız’’ mağduriyetindeki evsiz, barksız ve yakacaksız insanlara sıcak yuvalar kurulabilir. Döke saça birkaç lokma kavurma yemektense, sosyal yardıma muhtaç sakatlara, hastalara, özürlülere ilaç, tedavi ve sosyal yardım yapılabilir. Yalın ayak, başı kabak yüzlerce insan giyindirilebilir. Sokaklarda yatan, toplumca dışlanmış, devlet büyüklerince “TİNERCİ’’ etiketiyle tümden gönül sınırlarının dışına, mülteci edilmiş “Ev’’sizlere, evler açılarak topluma kazandırılabilir.
Dua kazanmak, Allah rızasına nail olmak, bu dünyadan göçenlerin ruhlarına bir katkı ise ana gaye;tüm bunlar, daha eftal değil mi? Hem Allah, hem kul nazarında!..
Bir defa Hacca gitmek, ya da bir defa Umre’ye gitmek, isminin başına “HACI’’ sanının konulmasına yeter zaten. Farz olanı da yerine getirdikten sonra, bunu defalarca tekrar etmek yerine, aynı yardımı bir din kardeşinin eksiğini kapatmak adına kullanmak ta, Allah nazarında “Çok güzel bir hareket’’tir bence.
Ölen ile ölünmüyor maalesef, ama dirileri de bu dünya da, daha İNSANCA yaşatmak ta, yine bir insanlık vazifesidir. Gün gelip te helalleşme, şu şekle kayar mı acaba?
-Merhumu nasıl bilirdiniz?
–Pidesi bol kıymalıydı, İyi biriymiişş...
SAYGILARIMLA