
Rahmetli Ankara’lı Namık ne diyordu şarkısında “30 senedir bu yolda, bir il olamadın Polatlıı…” Namık, Polatlı’nın il olmasını göremedi ama galiba bizler göreceğiz.
İttifakın kuvvetli ortağı Bahçeli’nin son çıkışı ile “Yok yav olmaz öyle şey. Polatlı’yı il yapmazlar” derken bir anda rüya kabusa dönüverdi. Polatlı’lılara halay çekmek, bizede ağıt yakmak kaldı.
Palas pandıras olağanüstü toplandık. Toplantı ilk başta “Polatlı il olsun, ama biz bağlanmayalım” ile başladı. “Polatlı’da il olmasın” ile tamamlandı.
Temel ile İdris idam mahkumudur. Asmadan önce İdris’e son isteğini sormuşlar; “Annemi görmek istiyorum” demiş. Bu defa Temel’e son isteğini sormuşlar. O da “İdris annesini görmesin” demiş.
Bizimkide o hesaba dönüverdi. “İl olurlarsa olsunlar, biz bağlanmayalım” dan “Onlarda il olmasın’a evrildi. Onların il olup olmaması sanki bizim elimizdeymiş gibi sokrandıkça sokrandık.
Bahçeli belki “İki keklik aman aman”ı tam okuyamadı ama 100. Yılda 100 il söylemini net anlattı. Sanki bu defa dönüş yok gibi.
Oysa biz yıllardır karanlığa sövüp duracağımıza bir mum yakmayı beceremedik. Polatlı’ya fabrikalar, organize sanayiler, hızlı trenler, üniversiteler, askeriyeler, sosyal tesisler açılırken, biz “Zalimin zulmü varsa bizim de hamamımız var” nakaratını söyledik durduk. Bir tanesini de “biz kapalım” demedik, diyemedik. “En birinci şifalı su bizde” dedik durduk. Hamama girdik terledik, terli terli dışarı çıktık şifayı kaptık. Şimdi nane limon ile iyileşmeye çalışıyoruz.
Hakikaten biz bir adım gelişmek için ne yaptık? “Kim.. hey yavrum heyy… Polatlı dediğin bir zamanlar bizim köyümüzdü” böbürlenmesinin haricinde elimizden ne geldi?
Bir zamanlar Haymana’dan yol geçsin diyen bir devlet büyüğümüzü taşlamışız da ondan sonra her şey Polatlı’ya gitmiş. Keşke o taşlayan ellerimiz taş olsaydı. Ama ondan sonra, zekamız, basiretimiz, vidanımız, mantığımız taşlaştı, kimse çözemedi. O taş büyüdü koca kaya oldu. Aha şimdi al bir kaya nereye dayarsan daya.
Madem istemiyoruz o zaman bunu Haymana’da tartışmak hem yersiz hem de zaman kaybı. İktidarından muhalefetine, en büyük amirden, en küçük STK’ya kadar topluca Ankara’ya gidilmeli her kapı çalınmalı, ulusal medyada ses getirecek şekilde dillendirilmeli. Hatta gerekirse en yüksek perdeden eylem bile olabilir. Haymana AKP’ye rekor oylar veriyor. Başta İsmail Can olmak üzere tüm AKP’liler “Eğer bizi Polatlı’ya bağlarsanız, biz teşkilat olarak topluca istifa ediyoruz. İlk seçimde de bir tane oy vermiyoruz” diye rest çeker mi? Göreceğiz. Ama gerekiyorsa yapmalı. Hatta bu resti muhalefette çekmeli. Bir tık ilerisi 2024 yerel seçiminde tüm Haymana oy kullanmama protestosu yapabilir. Alın size ulusal medyanın üzerine atlayacağı, nurtopu gibi eylem.
Yoksa Kültür Merkezinde kendi kendimize toplanıp “Bana ne bana ne.. Polatlı’ya bağlanmak istemiyoruz” diye omuz silkelim, Haymana Gazetesinde “İstemezuk” diye demeçler verelim ile olmaz. Bir gece yarısı kararnamesi ile “Pat” diye bağlarlar.
Ne demişti Ankara’lı Namık “30 senedir bu yolda, bi il olamadın Polatlıı..” Ankara’lı Namık’ın bir şarkısı daha vardı; “Arabada 5 evde 15” diye. Keşke bunları zamanında “Polatlı’ya 15 hizmetse bize de bari 5 hizmet verin” Ya da elimizdeki 3-5 kurum Polatlı’ya giderken diyeydik. Biz ne dedik, “Haymana küçük.. yok yok minik olsun, bizim olsun” Alın şimdi hayrını görün..